Her zamankinden daha hızlı gelişirken dijital teknolojiler, kadınların çevrimiçi dünyadaki görünürlüğü artıyor gibi görünüyor. Ancak yeni bir bilimsel araştırma, bu parlak tablonun ardında giderek büyüyen bir tehlike bulunduğunu gösteriyor: Teknoloji; siber tacizden algoritmik önyargıya, sağlık uygulamalarındaki veri boşluklarından STEM eğitimindeki kalıcı ön yargılara kadar pek çok alanda kadınları sessizce dezavantajlı hâle getiriyor.
Cinsiyet üzerindeki teknolojik etkiyi açığa çıkaran söz konusu araştırma, Florida Gulf Coast University ve Marmara Üniversitesi iş birliğiyle Prof. Dr. Şevki Işıklı ve Esra F. Fazlıoğlu tarafından gerçekleştirildi. Araştırma, 2023 yılında yayımlanan 36 adet yüksek etkili Q1 makalenin SLR yöntemiyle analiz edilmesiyle oluşturuldu. Elde edilen bulgular, geçtiğimiz günlerde, uluslararası saygınlığı yüksek Feminist Encounters dergisinde yayımlandı. İşte çarpıcı sonuçlardan bazıları:
Algoritmalar tarafsız değil: erkek verisiyle eğitilen yapay zekâ
Çalışmanın çarpıcı sonuçlarından biri şu: Yapay zekâ sistemleri cinsiyetsiz değil. Çünkü onları eğiten veriler erkek ağırlıklı. Bu durum; sağlık uygulamalarının kadın biyolojisini doğru okuyamamasına, giyilebilir teknolojilerin kadın bedenine uyumsuz tasarlanmasına hatta FinTech uygulamalarının kadınların alışkanlıklarını "öngörememesine" yol açıyor. Araştırmacılar, birçok akıllı saat modelinde yıllarca adet döngüsü takibini olmamasını bu konudaki en çarpıcı örnek olarak sunuyorlar.
Dijital dünya kadınlara hem alan açıyor hem yeni tehditler üretiyor
Araştırmaya göre akıllı cihazlar, sosyal medya, forumlar ve çevrimiçi platformlar, kadınlara fikirlerini ifade edecekleri geniş bir alan veriyor. Ancak aynı zamanda siber taciz, dijital şiddet, görüntü temelli istismar, cinsiyetçi nefret söylemi gibi riskler de hiç olmadığı kadar artmış durumda. Kadınlar bu nedenle dijital alanlardan sessizce geri çekilmeyezorlanıyor. Araştırma, "dijital özgürlük ile dijital şiddet arasındaki uçurum"un hiç olmadığı kadar büyüdüğünü işaret ediyor.
"Tech-savvy men / caring women" kalıbı hâlâ güçlü
Teknolojiyi üreten alanlarla ilgili bulgular da oldukça dikkat çekici:Kız öğrenciler teknoloji alanlarında daha az kendine güveniyor.Mühendislik hâlâ "erkeklerin alanı" olarak görülüyor (tech-savvymen). Laboratuvarlarda kız öğrencilerin teknik ekipmana erişimi daha düşük. Kadınlar hala duygusal ve sosyal rollere daha yatkın kabul ediliyor (caring women). Araştırmacılar Dr. Şevki Işıklı (Florida Gulf Coast University) ve Esra Fazlıoğlu (Marmara Üniversitesi), bu durumun, fen ve teknoloji alanındaki cinsiyet eşitsizliğinin mikro düzeyde devam ettiğinin bir kanıtı olduğunubelirtiyorlar. Bulgular, ekonomik kalkınma, eğitim ve bilimsel ilerleme açısından kritik bir uyarı anlamına geliyor.
Dijital ekonomi kadınlara fırsatlar sunuyor ama yeterince değil
Araştırma, dijital ekonominin kadınlara yeni iş olanakları sunduğunu kabul ediyor. Ancak ev içi bakım yükü, kültürel bariyerler ve teknolojinin kadın odaklı tasarlanmaması nedeniyle kadınlar bu fırsatlardan tam kapasiteyle yararlanamıyor.Özellikle blockchain, FinTech ve girişimcilik alanlarında kadınların önemli bir potansiyeli olmasına rağmen, "kadın körü tasarım" hâlâ engel oluşturuyor.
Sağlık teknolojileri de cinsiyet körü
Dijital sağlık hizmetleri, kadınlar için büyük bir potansiyele sahip olsa da biyolojik farklılıklar, hormonal döngüler, yaş ve cinsiyet temelli varyasyonlar, tasarım süreçlerine pek yansımıyor. Bu da teşhis hatalarına, eksik veri toplamaya ve eşitsiz sağlık hizmetine yol açabiliyor.
Teknoloji eşitsizliğin çözümü değil, yeni biçimidir
Araştırmanın nihai tespiti şöyle açıklanıyor: Dijital teknolojiler, toplumsal cinsiyet eşitsizliklerini otomatik olarak ortadan kaldırmıyor, tam tersine yeni şekillerde yeniden üretiyor.Geleneksel kaba ayrımcı kategorileri ortadan kaldırırken ince cinsiyet eşitsizliklerini daha sofistike biçimde yeniden üretiyor.
Çözüm ne?
Araştırmaya göre, teknoloji tasarımında cinsiyete duyarlı yaklaşımı etkinleştirmek, kadınların teknoloji üretim süreçlerine aktif katılmasının yollarını bulmak, dijital şiddete karşı güçlendirilmiş yasal koruma mekanizmalarını güçlendirmek teknolojik paradoksu çözmek için işe yarayabilir. Teknolojiyi henüz üretim aşamasında cinsiyete duyarlı olarak tasarlamak gerekiyor.
Kaynak
Işıklı, Ş., & Fazlıoğlu, E. F. (2026). Technological effects on gender studies: An intersectional perspective. Feminist Encounters: A Journal of Critical Studies in Culture and Politics, 10(1), 23. https://doi.org/10.20897/femenc/17998