16741,48%1,83
43,49% 0,05
51,39% 0,21
6905,97% 6,20
11372,06% 0,00
Yükseköğretimde yüzyıllık gelenekler değişiyor mu? YÖK’ün gündeme getirdiği, üniversitelerde 4 yıllık lisans eğitimini 3 yıla indirmeyi hedefleyen "üç dönem" modeli, akademik dünyada büyük bir kutuplaşmaya yol açtı. Türk Eğitim-Sen Genel Başkanı Talip Geylan’ın "akademik niteliği zayıflatır" uyarısıyla alevlenen tartışmada, yaz tatillerinin tamamen ortadan kalkması, akademisyenlerin araştırma sürelerinin kısıtlanması ve kampüslerin ticari kaygılarla işletilmesi riskleri masaya yatırılıyor. Geylan, "3 dönem sistemi hangi yaraya merhem olacak?" sorusunu sorarken, başarılı öğrencilerin önünü açacak alternatif bir "kredi artırımı" modelini önerdi. Lisans eğitiminde kalite mi yoksa hız mı öncelikli olmalı? Akademik personeli bekleyen tükenmişlik sendromu tehlikesi nedir? Yükseköğretimin meşruiyetini tehdit eden bu köklü değişikliğin perde arkasındaki tüm riskler ve sendikanın alternatif çözüm önerileri kapsamlı analizimizde...
Yükseköğretim Kurulu'nun (YÖK), üniversitelerde mevcutta uygulanan iki dönemlik yapıyı üç döneme çıkararak lisans eğitim süresini kısaltma girişimi, eğitim sendikalarının ve akademik çevrelerin yoğun eleştirilerine hedef oldu. Türk Eğitim-Sen Genel Başkanı Talip Geylan, düzenlemenin sadece bir "takvim değişikliği" olmadığını, yükseköğretimin doğasını bozabilecek yapısal bir risk taşıdığını vurguladı.
Geylan, üniversitelerin temel misyonunun öğrenciyi iş gücü piyasasına hızlıca "ihraç etmek" olmadığını, nitelikli bilimsel altyapı kazandırmak olduğunu belirtti. Köklü bir sistem değişikliğinin pedagojik, sosyal ve ekonomik etki analizleri yapılmadan hayata geçirilmesinin, diplomaların niteliğini düşüreceği uyarısında bulundu. "Eğitimi hızlandırmak, onu iyileştirmek anlamına gelmez" diyen Geylan, akademik kalitenin ölçme ve değerlendirme süreçlerindeki derinlikle ölçüldüğünü hatırlattı.
Türk Eğitim-Sen, bu modelin hangi somut ihtiyaca binaen planlandığının kamuoyuna açıklanmasını bekliyor. Geylan, YÖK’ün yanıtlaması gereken temel soruları şöyle sıraladı:
İhtiyaç Analizi: Bu değişikliği zorunlu kılan veri seti nedir?
Akademik Derinlik: Yoğunlaştırılmış programda öğrencinin bilgiyi sindirme süreci nasıl korunacak?
Ekonomik Yük: Öğrencilerin ve ailelerin barınma, ulaşım ve yaşam maliyetleri yıl geneline yayıldığında nasıl bir tablo oluşacak?
Mevcut sistemi kökten yıkmak yerine, daha rasyonel bir çözüm önerisi sunan Geylan, üniversitelerin mevcut akademik takviminin korunması gerektiğini savundu. Çözüm olarak; akademik başarısı yüksek, yeterliliğini kanıtlamış öğrencilere dönemlik alabilecekleri AKTS (Avrupa Kredi Transfer Sistemi) limitinin %25-30 oranında artırılmasını önerdi. Bu sayede, kapasitesi yüksek öğrenciler zaten doğal bir süreçle 3 veya 3,5 yılda mezun olabilecek, sistemin genel dengesi ise bozulmayacaktır.
"Üç dönem" modelinin yaz tatilini fiilen ortadan kaldıracağına dikkat çeken Geylan, bu sürecin öğrenciler için sadece bir eğlence dönemi olmadığını vurguladı. Yaz aylarının; stajlar, sektörel deneyimler, sosyal gelişim ve öğrencilerin çalışma hayatına ısınması için kritik birer pencere olduğu ifade edildi. Yaz döneminin derslerle doldurulması, öğrencinin profesyonel dünyaya hazırlanma sürecini sekteye uğratabilir.
Sistemin sadece öğrencileri değil, hoca ve idari personeli de bitirme noktasına getireceği belirtiliyor. Geylan'a göre;
Bilimsel Üretim Durabilir: Yıl boyu ders anlatmak zorunda kalan bir akademisyen, araştırma yapmaya, makale yazmaya ve bilimsel yenilikleri takip etmeye vakit bulamayacak.
İdari Kaos: Sürekli devam eden kayıt, intibak, sınav ve mezuniyet işlemleri idari personeli yoğun bir stres altına sokarak verimliliği düşürecek.
Tartışmanın bir diğer boyutu ise kampüslerin yıl boyu açık tutularak ticari gelir elde edilmesi kaygısı. Geylan, üniversitelerin ticari bir hizmet alanı olarak görülmesinin kabul edilemez olduğunu, kampüs işletmelerinin gelir odaklı yaklaşımının akademik özgürlüğü ve meşruiyeti gölgeleyeceğini belirtti.
Türk Eğitim-Sen, bu tür hayati kararların kapalı kapılar ardında değil, tüm paydaşların katılımıyla alınması gerektiğini savunuyor. Aceleci adımların akademik dünyada onarılamaz yaralar açabileceği vurgulanırken, üniversite eğitiminin bir "yarış" değil, bir "yetişme süreci" olduğunun altı çiziliyor.
Merak Edilenler: 3 Yıl Üniversite Modeli SSS
1. 3 dönem sistemi her bölümde uygulanacak mı? YÖK'ün bu konudaki taslak çalışmaları sürerken, tıp ve mühendislik gibi uygulamalı alanlarda süreyi kısaltmanın daha zor olduğu, sosyal bilimlerde ise pilot uygulamaların yapılabileceği konuşuluyor.
2. Mezuniyet süresi kısalırsa diplomalar yurt dışında geçerli olur mu? Bologna Süreci ve AKTS uyumu gereği, diplomanın geçerliliği toplam kredi yüküne bağlıdır. Eğitim süresi kısalırken kredi yükü aynı kalırsa teorik olarak geçerlilik korunabilir, ancak ders yoğunluğu tartışma yaratabilir.
3. Akademisyenlerin tatil hakları ne olacak? Mevcut sistemde yaz aylarında araştırma ve izin kullanan akademisyenlerin, 3 dönemli sistemde izinlerinin nasıl planlanacağı henüz belirsizliğini koruyan bir hukuki süreçtir.
Editör Notu:
Yükseköğretimde eğitim süresinin yeniden yapılandırılması, yalnızca akademik takvimi ilgilendiren teknik bir değişiklik değil; öğrencilerin öğrenme süreçlerinden staj imkanlarına, öğretim üyelerinin bilimsel üretim kapasitesinden üniversitelerin kurumsal işleyişine kadar geniş bir alanı etkileyebilecek kapsamlı bir dönüşüm anlamına geliyor. YÖK tarafından gündeme getirilen “üç dönem” modeli, bir yandan eğitim süresinin kısaltılması ve mezuniyet süreçlerinin hızlandırılması hedefiyle tartışılırken, diğer yandan akademik niteliğin korunması, sosyal gelişim alanlarının daralmaması ve personel yükünün artmaması gibi başlıklarda önemli soru işaretleri doğuruyor. Uzmanlar, böylesi köklü adımların tüm paydaşların görüşleri alınarak, pilot uygulamalarla ve detaylı etki analizleriyle şekillendirilmesi gerektiğine dikkat çekiyor.
Sizce üniversite eğitimi 3 yıla düşürülmeli mi? Daha hızlı mezun olmak akademik niteliği zayıflatır mı yoksa zaman kazandırır mı? Değerli yorumlarınızı ve önerilerinizi bekliyoruz!