16709,28%-0,07
43,63% 0,10
51,99% 0,04
7042,65% -1,05
11686,79% 0,16
Eğitim camiasında fırtınalar koparan "re'sen atama" ve "norm fazlası" bilmecesine yargıdan tokat gibi bir cevap geldi! Binlerce öğretmenin uykularını kaçıran, "Acaba düzenim bozulacak mı?" endişesini körükleyen zorunlu yer değişikliği uygulamaları, Ankara 8. İdare Mahkemesi'nin verdiği tarihi kararla yeni bir boyut kazandı. Türk Eğitim-Sen üyesi bir öğretmenin, sadece norm kadro fazlası olduğu gerekçesiyle aile birliği mazereti yok sayılarak başka bir yere atanması üzerine açılan dava, tüm eğitim çalışanlarını koruma altına alacak bir emsale dönüştü. Mahkeme, Milli Eğitim Bakanlığı yönetmeliklerinde bu duruma dair açık bir boşluk olsa dahi, "Anayasa" hatırlatması yaparak mülki idareye sınırlarını çizdi. Kararın en can alıcı noktası ise şu: "Bir öğretmenin aile bütünlüğü, norm kadro sayılarından çok daha kutsaldır." Peki, mahkeme heyeti bu sonuca varırken hangi hukuki dayanakları kullandı? Kararda geçen "telafisi güç zararlar" ifadesi, tayin bekleyen veya rotasyon tehdidi altındaki diğer öğretmenleri nasıl etkileyecek? Milli Eğitim Bakanlığı'nın bundan sonraki atama stratejilerinde bu karar neleri değiştirecek? Sadece bir öğretmenin değil, tüm eğitim çalışanlarının ve onların ailelerinin geleceğine dokunan bu hukuki zaferin şifreleri, satır aralarındaki o kritik vurgular ve davanın tüm teknik detayları, öğretmen odalarındaki havayı tamamen değiştirecek. İşte yargının "önce insan, önce aile" diyerek imza attığı o devrim niteliğindeki kararın perde arkası ve eğitimcilerin elini güçlendirecek o altın değerindeki bilgiler...
Eğitimde Adalet Yerini Buldu: Yargıdan "Aile Birliği" Kırmızı Çizgisi
Milli Eğitim Bakanlığı kadrolarında "norm fazlası" olarak tanımlanan öğretmenlerin, mazeretleri dikkate alınmaksızın idare tarafından zorunlu (re'sen) olarak başka görev yerlerine atanması uygulaması, yargı duvarına çarptı. Ankara 8. İdare Mahkemesi, eğitim çalışanlarının sosyal ve hukuki haklarını güvence altına alan, sadece davacı öğretmeni değil, tüm eğitim sistemini yakından ilgilendiren emsal niteliğinde bir karara imza attı. 2025/1851 E. sayılı dosya üzerinden verilen bu kararla, idarenin atama yetkisinin "anayasal haklar" ile sınırlı olduğu bir kez daha tescillendi.
Dava süreci, Türk Eğitim-Sen üyesi bir öğretmenin, norm kadro fazlası olduğu gerekçesiyle aile birliği mazereti bulunduğu ilçeden başka bir yere re'sen atanmasıyla başladı. Milli Eğitim Bakanlığı'nın ilgili yönetmeliklerinde, norm fazlası atamalarda aile birliği mazeretinin nasıl korunacağına dair spesifik bir hüküm bulunmaması, bugüne kadar birçok mağduriyetin kapısını aralıyordu. Ancak Ankara 8. İdare Mahkemesi, bu boşluğu Anayasa'nın üstünlüğü ilkesiyle doldurdu. Mahkeme heyeti kararında; aile birliği mazeretinin sadece bir yönetmelik maddesi değil, doğrudan anayasal ve yasal bir hak olduğunu kalın çizgilerle vurguladı.
Mahkemenin yürütmeyi durdurma gerekçeleri arasında en dikkat çekici olanı, uygulamanın yaratacağı "insani yıkım" oldu. Kararda, halihazırda aile bütünlüğü mazereti nedeniyle belirli bir ilçede görev yapan bir eğitimcinin, mazereti devam etmesine rağmen rızası dışında başka bir yere gönderilmesinin hukuka aykırı olduğu ifade edildi. Mahkeme, bu tür bir atamanın;
Öğretmenin yerleşik aile düzenini sarsacağı,
Maddi ve manevi olarak telafisi mümkün olmayan kayıplara yol açacağı,
Çocukların ve eşlerin yaşam kalitesini doğrudan etkileyeceği,
değerlendirmesinde bulunarak işlemin yürütmesini ivedilikle durdurdu.
Bu karar, özellikle son dönemde gündeme gelen "12 yıllık rotasyon" ve "zorunlu yer değişikliği" tartışmaları için de bir pusula niteliği taşıyor. Hukukçular, bu emsal kararın ardından idarenin artık "norm fazlası" bahanesiyle öğretmenleri ailelerinden koparamayacağını belirtiyor. Karar, öğretmen odalarında büyük bir sevinçle karşılanırken, sendikal hak arama mücadelelerinde de yeni bir dönemin kapısını araladı.
Bir öğretmenin sınıftaki başarısı, sadece ders anlatma yeteneğiyle değil, ruhsal huzuruyla ölçülür. Ailesinden, eşinden veya çocuğundan kilometrelerce uzağa "kağıt üzerindeki bir sayı eksikliği" nedeniyle sürgün edilen bir eğitimcinin, topluma faydalı olması beklenemez. Ankara 8. İdare Mahkemesi, verdiği bu kararla aslında sadece bir atamayı durdurmadı; öğretmenin mesleki onurunu ve ailenin kutsallığını idari rakamların önüne koydu. Bu karar, "devletin temel taşı ailedir" ilkesinin eğitimdeki en somut yansıması oldu.
| Kriter | Mahkemenin Değerlendirmesi |
|---|---|
| Dava Konusu | Norm fazlası gerekçesiyle re'sen atama |
| Hukuki Dayanak | Anayasa ve Aile Birliği Hakkı |
| Yönetmelik Durumu | Hüküm olmasa da üst hukuk (Anayasa) geçerlidir |
| Karar Türü | Yürütmeyi Durdurma (Emsal Karar) |
| Sonuç | Aile bütünlüğü gözetilmeden atama yapılamaz |