16257,33%1,85
43,39% 0,01
51,87% -0,70
7468,71% 3,39
12150,23% 3,99
Sınıfın mahremiyetini sosyal medya ekranlarına taşıyan "fenomen öğretmenler" için Milli Eğitim Bakanlığı'ndan (MEB) tarihi bir hamle geldi! Özellikle genç öğretmenler arasında bir akım haline gelen sınıf içi video ve fotoğraf paylaşımları, pedagojik güvenlik ve etik tartışmalarını beraberinde getirince Bakanlık 81 il valiliğine "gereğini yapın" talimatı gönderdi. Velilerden gelen şikayet yağmuru ve bazı öğretmenlerin sosyal medya üzerinden reklam geliri elde ettiği iddiaları, sürecin seyrini değiştirdi. Sadece uyarı değil, "memurluktan çıkarma"ya kadar uzanan o ağır yaptırım listesinde neler var? Öğrencilerin mahremiyeti mi, öğretmenin görünürlük hakkı mı? MEB’in radarındaki binlerce öğretmeni yakından ilgilendiren disiplin sürecinin tüm ayrıntıları haberimizde...
Sınıfın Mahremiyeti Dijitale Kurban Edilemez: MEB’den Fenomen Öğretmenlere Disiplin Kalkanı
Milli Eğitim Bakanlığı, son yıllarda giderek artan ve okulların eğitim iklimini zedelediği düşünülen "fenomen öğretmen" akımına karşı denetimlerini en üst seviyeye çıkardı. Sınıf içerisinde çekilen içeriklerin etik, pedagojik ve hukuki boyutlarını masaya yatıran Bakanlık, bu durumun sürdürülebilir olmadığını belirterek valilikler aracılığıyla disiplin mekanizmalarını tetikledi.
Sınıf ortamının bir mahrem alan olduğu ilkesinden yola çıkan MEB, öğrencilerin rızası olsa dahi (ki reşit olmayan bireylerde veli rızası esastır) bu tür paylaşımların okul kültürüne zarar verdiğine dikkat çekiyor. Özellikle genç eğitimcilerin sınıf içi diyalogları, öğrencilerin tepkilerini veya çalışma düzenini "içerik" haline getirmesi, öğrenci psikolojisi üzerinde riskler barındırıyor. Velilerin "Çocuğumun görüntüsü üzerinden takipçi kasılıyor" tepkileri, Bakanlığın bu kararlı duruşunda en büyük etken oldu.
Bakanlığın radarındaki asıl büyük kriz ise "ticari faaliyet" boyutu. Binlerce takipçiye ulaşan bazı öğretmenlerin, sınıf ortamını bir dekor gibi kullanarak markalarla iş birliği yapması veya gizli reklam içerikleri üretmesi, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun "kazanç getirici faaliyet yasakları" ile doğrudan çelişiyor. MEB kaynakları, bir devlet memurunun kamu gücünü ve ortamını kişisel menfaat devşirmek için kullanmasının kabul edilemez olduğunun altını çiziyor.
Fenomen Öğretmenleri Bekleyen "Ağır" Yaptırım Listesi
657 sayılı Kanun'un 125. maddesi, bu tür ihlaller için kademeli bir ceza cetveli sunuyor. İşte o kritik maddeler:
Uyarı ve Kınama: Memuriyet vakarına yakışmayan, kurumun huzur ve çalışma barışını bozan davranışlar için ilk basamak cezalar.
Aylıktan Kesme: Devletin sunduğu araç ve gereçleri (sınıf, tahta, materyal) özel menfaat sağlamak amacıyla kullananlara yönelik maddi yaptırım.
Kademe İlerlemesinin Durdurulması: Göreviyle bağlantılı olarak çıkar sağlayan veya memura yasaklanan ticaret faaliyetlerinde bulunanlar için uygulanan ağır disiplin suçu.
Devlet Memurluğundan Çıkarma: Paylaşımların niteliği "yüz kızartıcı" veya meslek onuruyla bağdaşmayacak boyuta ulaşmışsa, öğretmenlik mesleğine tamamen veda etme riskini doğuruyor.
Müfettişlerin inceleyeceği dosyalarda 657 Sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 125. maddesi adeta bir kalkan gibi kullanılacak. İşte o "insani" ve "hukuki" sınırların ihlali durumunda öğretmenleri bekleyenler:
| İhlal Türü | Uygulanacak Muhtemel Ceza | Detaylı Açıklama |
|---|---|---|
| Sıradan Özçekim / Hafif İhlal | Uyarı / Kınama | Memuriyet vakarına uymayan, okul düzenini hafif sarsan durumlar. |
| Sınıfı Dekor Yapıp Reklam Almak | Aylıktan Kesme | Devletin kurumunu şahsi maddi menfaat için kullanma suçu. |
| Ticari Faaliyet ve Kazanç | Kademe İlerlemesi Durdurma | Memura yasaklanan kazanç getirici faaliyetlerin tespiti. |
| Ağır Mahremiyet ve Etik İhlali | Memuriyetten Çıkarma | Öğrenciyi rencide eden, yüz kızartıcı veya meslek onurunu bitiren fiiller. |
MEB’in Tavrı Net: Okul Bir Stüdyo Değildir
Bakanlık yetkilileri, bu sürecin bir "teknoloji düşmanlığı" değil, bir "mahremiyet koruması" olduğunu savunuyor. 81 ile gönderilen talimatla birlikte, okul idareleri artık kendi bünyelerindeki paylaşımları daha sıkı takip edecek ve raporlayacak. Eğitimcilerin dijital yetkinliklerini ders materyali üretmek için kullanmaları teşvik edilirken, öğrenci üzerinden popülarite kazanma çabası kesin bir dille yasaklanıyor.
Bu haberin kalbinde, teknolojiyi reddeden bir anlayış değil, teknolojiyi "doğru yerde ve doğru amaçla" kullanma çağrısı var. Eğitimciler artık birer dijital içerik üreticisi gibi değil, o sınıfın ruhunu koruyan birer rehber gibi hareket etmek zorunda. 81 ilde başlayacak olan bu denetim süreci, belki de dijital obeziteye dönüşen okul hayatında bir "detoks" dönemini de beraberinde başlatacak.
1. Öğretmenin kendi fotoğrafını sınıfta paylaşması da yasak mı? Eğer paylaşım eğitim ortamının ciddiyetini bozmuyorsa ve öğrenci mahremiyetini ihlal etmiyorsa genellikle tolere edilebilir. Ancak videolarda öğrencilerin yüzlerinin veya seslerinin yer alması doğrudan ihlal kapsamına giriyor.
2. Reklam yapmayan öğretmenler de ceza alacak mı? Evet. Reklam yapmasa bile, öğrenciyi içerik unsuru olarak kullanmak "pedagojik güvenlik" ve "mahremiyet ihlali" gerekçesiyle disiplin soruşturmasına tabi tutulabilir.
3. Süreç nasıl işleyecek? İhbar veya denetim yoluyla tespit edilen hesaplar incelenecek, içerikler delil olarak dosyaya eklenecek ve ilgili öğretmen hakkında müfettiş görevlendirilerek savunma istenecek.