16976,18%-0,24
43,84% 0,00
51,66% 0,00
7267,20% -0,16
11832,60% 0,00
Müfredatta "Ramazan" krizi büyüyor! Eğitim Sen, Maarif Modeli kapsamında yayımlanan etkinlik genelgesini Danıştay'a taşıdı. Peki, MEB'in "kültürel miras" savunması yargıda karşılık bulacak mı?
Eğitimde Müfredat Tartışması Yargıya Taşındı: Danıştay’dan Genelge Kararı Bekleniyor
Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) tarafından hayata geçirilen ve eğitim sisteminde köklü bir dönüşümü hedefleyen "Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli", yeni bir hukuk mücadelesinin fitilini ateşledi. Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası (Eğitim Sen), müfredat kapsamında okullara gönderilen "Ramazan Ayı Etkinlikleri" konulu genelgeye karşı Danıştay’da iptal davası açarak yürütmenin durdurulmasını talep etti.
Eğitim Sen: "Eğitim Bilimine Aykırı"
Sendika tarafından yapılan başvuruda, söz konusu genelgenin laik eğitim ilkeleriyle bağdaşmadığı ve pedagojik açıdan sakıncalar doğurduğu iddia edildi. Danıştay’a sunulan dilekçede, okulların belirli bir dini takvime göre şekillendirilmesinin kapsayıcı eğitim anlayışına zarar verebileceği savunularak, ilgili genelgenin ivedilikle iptal edilmesi gerektiği vurgulandı. Eğitim dünyasındaki bu hamle, yeni müfredatın uygulama aşamasındaki ilk büyük yasal engel olarak değerlendiriliyor.
Bakanlık: "Gönüllülük ve Kültürel Miras Esastır"
Milli Eğitim Bakanlığı kanadından gelen açıklamalar ise genelgenin toplumsal bir dayanışma ruhu taşıdığı yönünde. Bakanlık yetkilileri, "Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli"nin temel taşlarından birinin değerler eğitimi olduğunu hatırlatarak; yardımlaşma, paylaşma ve kültürel mirasın korunması gibi evrensel temaların bu etkinliklerle pekiştirildiğini ifade ediyor. Bakanlık, Ramazan ayı etkinliklerinin kesinlikle zorunlu bir müfredat ögesi olmadığını, tamamen "gönüllülük" ve "isteğe bağlı katılım" çerçevesinde yürütüldüğünü belirterek hukuki sürece yönelik savunmasını şekillendiriyor.
Toplumsal Dayanışma mı, Pedagojik Tartışma mı?
Eğitim camiasında yaşanan bu kritik değişiklik ve tartışma, aslında iki farklı bakış açısının çatışmasını temsil ediyor. Bir tarafta eğitimin tamamen seküler ve bilimsel verilere dayalı kalması gerektiğini savunan sendikal görüş; diğer tarafta ise toplumsal değerlerin eğitim kurumları eliyle yaşatılmasını hedefleyen Bakanlık vizyonu bulunuyor. Danıştay’ın vereceği karar, sadece bu genelgeyi değil, Maarif Modeli’nin gelecekteki uygulama sınırlarını da belirleme potansiyeline sahip.
Sizce okullarda geleneksel ve kültürel etkinliklerin düzenlenmesi eğitim sistemine zenginlik mi katar yoksa tartışmalara mı yol açar? Düşüncelerinizi yorumlarda paylaşarak tartışmaya katılın!