17132,20%0,11
43,72% 0,19
51,92% -0,02
7075,01% 2,56
11673,05% -0,41
Meslek liselerinde görev yapan alan ve bölüm şefleri için emsal niteliğinde bir yargı zaferi ilan edildi! Milli Eğitim Bakanlığı'nın (MEB) 2024/36 sayılı genelgesiyle öğretmenlerin üzerine yıkılan "İş Sağlığı ve Güvenliği (İSİG) eğitimi verme" zorunluluğu, Danıştay 2. Dairesi tarafından hukuka aykırı bulundu. Eğitim Sen tarafından açılan dava sonucunda yüksek yargı, bu görevin öğretmenlerin yönetmelikle belirlenen sınırlarını aştığını ve ciddi bir uzmanlık gerektirdiğini tescilledi. Peki, bu karar okullardaki eğitim işleyişini nasıl değiştirecek? Her yıl başında verilen 8 saatlik zorunlu maraton artık kimin sorumluluğunda olacak? Mahkemenin "ek yük" ve "yönetmeliğe aykırılık" vurgusu yapan oy çokluğu kararının detayları ve binlerce öğretmeni rahatlatan o kritik mahkeme kararı, tüm şifreleriyle haberimizin devamında...
Mesleki Eğitimde Yargı Kararı: Alan Şeflerinin "İSİG" Nöbeti Sona Erdi
Milli Eğitim Bakanlığı bünyesindeki mesleki ve teknik ortaöğretim kurumlarında uzun süredir tartışma konusu olan bir uygulama, Danıştay’ın verdiği son kararla rafa kalktı. Meslek liselerinin kalbi sayılan atölyelerde görev yapan alan ve bölüm şeflerine, öğrencilere "İş Sağlığı ve Güvenliği" eğitimi verme zorunluluğu getiren genelge maddesi yargı engeline takıldı. Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası'nın (Eğitim Sen) hukuk mücadelesi başlattığı bu konu, öğretmenlerin görev tanımlarının sınırlarını bir kez daha çizmiş oldu.
Danıştay 2. Dairesi, MEB tarafından yayımlanan 2024/36 sayılı genelgenin ilgili hükümlerini mercek altına aldı. Yapılan inceleme sonucunda, her eğitim yılı başında alan şefleri tarafından en az 8 saat boyunca verilmesi istenen İSİG eğitimlerinin, MEB Ortaöğretim Kurumları Yönetmeliği ile belirlenen öğretmenlik görev tanımlarıyla çeliştiği tespit edildi. Yargı, bakanlığın genelge yoluyla yönetmeliği aşamayacağına vurgu yaparak, öğretmenlerin uzmanlık alanı dışındaki bir konuda zorunlu tutulmasını hukuka aykırı buldu.
Mahkeme kararının en dikkat çeken gerekçelerinden biri de uzmanlık vurgusu oldu. Danıştay, İş Sağlığı ve Güvenliği eğitiminin sadece bir bilgilendirme faaliyeti olmadığını, teknik ve hukuki sorumlulukları barındıran profesyonel bir alan olduğunu belirtti. Öğretmenlerin üzerine bu sorumluluğun yüklenmesinin "ek yük" yaratacağına ve bu durumun mesleki verimliliği düşüreceğine hükmedildi. Bu kararla birlikte, meslek liselerindeki iş güvenliği eğitimlerinin artık bu konuda ehil olan profesyonel İSİG uzmanları tarafından verilmesinin önü de yasal olarak açılmış oldu.
Bir meslek lisesi öğretmeni için atölye demek, hem üretim hem de onlarca öğrencinin can güvenliği demektir. Zaten yoğun bir müfredat ve atölye sorumluluğu altında çalışan alan şefleri, bir de uzmanı olmadıkları hukuki ve teknik bir eğitimin sorumluluğunu üstlenmek zorunda kalıyordu. Olası bir iş kazasında "eğitimi siz verdiniz" denilerek okların öğretmene çevrilmesi ihtimali, eğitimciler üzerinde büyük bir psikolojik baskı oluşturuyordu. Danıştay’ın bu kararı, öğretmenlerin sadece asıl işleri olan "eğitime" odaklanmalarına olanak tanıyacak bir nefes alanı yarattı. Eğitimciler, artık üzerlerindeki bu ağır hukuki riski devretmiş olmanın huzuruyla atölyelerine dönebilecekler.
Oy çokluğu ile alınan bu karar, mesleki eğitim sisteminde yeni bir düzenlemeyi zorunlu kılıyor. Bakanlığın bu iptal kararının ardından, okullarda İSİG eğitimlerini nasıl organize edeceği merak konusu. Uzmanlar, bu görevin okullarda görevli iş güvenliği uzmanları veya bu alanda sertifikalı profesyonellerce yürütülmesinin hem öğrenci güvenliği hem de hukuksal geçerlilik açısından en sağlıklı yol olacağını ifade ediyor.
Editör Notu: "Emeğin Hakkı Hukukla Korunur"
Öğretmenlerimizin asli görevi sınıflarında ve atölyelerinde nitelikli eğitim vermektir. Uzmanlık gerektiren ve ağır sorumluluk barındıran teknik süreçlerin öğretmenlerin üzerine yüklenmesi, eğitimin kalitesinden ödün verilmesi demektir. Danıştay’ın bu yerinde kararı, mesleki eğitimde profesyonelleşmenin ne kadar önemli olduğunu bir kez daha kanıtlamıştır.