Tarih: 20.02.2026 15:54

Kamuya Girişte Yeni Şart: Memur Alımlarında Madde Tarama Testi Dönemi Başlıyor!

Facebook Twitter Linked-in

Kamu personeli olma hayali kuran adaylar için artık sınav başarısının yanına çok kritik bir kriter daha ekleniyor. Savunma sanayiinden sağlığa, enerjiden lojistiğe kadar geniş bir yelpazede uygulanmaya başlanan "bağımlılık yapıcı madde tarama testleri", kamu kurumlarının yeni standart prosedürü olma yolunda ilerliyor. İstanbul gibi metropollerde günlük test talebinin 20 bin sınırını aşması ve laboratuvarlarda yaşanan 7 katlık yoğunluk, bu uygulamanın bireysel bir tercihten ziyade kurumsal bir risk yönetimine dönüştüğünü kanıtlıyor. Peki, TCDD ve ASELSAN gibi devlerin öncülük ettiği bu sistem tüm memur alımlarına yayılacak mı? Test ücretlerinden hukuki sınırlandırmalara, "açık rıza" şartından İş Kanunu'ndaki tazminatsız fesih riskine kadar memur adaylarının bilmesi gereken her şeyi, yeni dönemin kodlarını çözerek haberimizde bir araya getirdik...

Bürokraside "Arınma" Mesaisi: Kamuya Personel Alımında Test Dönemi Genişliyor

Türkiye'de kamu yönetimi ve personel istihdam politikalarında sessiz ama çok derin bir değişim yaşanıyor. Geçmişte sadece çok özel güvenlik birimleri veya pilotluk gibi üst düzey dikkat gerektiren mesleklerde uygulanan "bağımlılık yapıcı madde tarama testleri", artık memuriyetin kapısındaki en önemli eşiklerden biri haline geliyor. Özellikle son dönemde artan asayiş operasyonları ve stratejik kurumların güvenliğinin korunması hedefi, işe alım prosedürlerini kökten güncelledi.

Laboratuvarlarda Test Trafiği: Talep 7 Kat Arttı

Uygulamanın yaygınlığını gösteren en somut veriler İstanbul'daki laboratuvar merkezlerinden geliyor. Sadece işveren talebiyle yapılan madde tarama testlerinin günlük sayısı 20 bini aşmış durumda. Sektör temsilcileri, geçtiğimiz yıla oranla test taleplerinde 6-7 katlık devasa bir artış yaşandığını belirtiyor. Ortalama 2 bin 200 TL seviyesinde seyreden bu testler; kan, idrar veya tükürük numuneleri üzerinden yapılarak adayın geçmişe dönük madde kullanım geçmişini mercek altına alıyor. Laboratuvarlar artık kurumsal paketler ve mobil ekipler kurarak, personeli yerinde test etmeye başladı.

Dev Kurumlar Ön Plana Çıkıyor: TCDD ve Savunma Sanayii Öncü

Kritik altyapıların ve milli güvenliğin emanet edildiği kurumlarda denetimler çoktan sistematik bir hal aldı. Türkiye Cumhuriyeti Devlet Demiryolları (TCDD) gibi ulaşım güvenliğinin hayati olduğu kurumlar ile ASELSAN, HAVELSAN, ROKETSAN ve TUSAŞ gibi savunma sanayiinin devleri, personel alımında ve mevcut personelin takibinde bu testleri standart bir kriter olarak uyguluyor. Enerji hatları, lojistik operasyonlar ve sağlık sektörü de bu sıkı denetim halkasına dahil olan diğer alanlar arasında yer alıyor.

Hukuki Sınır: Açık Rıza ve Özel Hayatın Gizliliği

Uygulama her ne kadar yaygınlaşsa da işin hukuki boyutu hassas bir çizgide ilerliyor. Hukukçular, işverenin veya kamu kurumunun bu testi talep etme hakkının olduğunu ancak bunun "işin niteliği" ile uyumlu olması gerektiğini vurguluyor. Testin yapılabilmesi için adayın mutlaka "açık rızasının" alınması ve sonuçların kişisel verilerin korunması kanunu kapsamında gizli tutulması zorunlu. Aksi takdirde, "özel hayatın gizliliğini ihlal" gerekçesiyle kurumlar ciddi yaptırımlarla karşı karşıya kalabilir. Ancak İş Kanunu'nun 25/II maddesi, iş yerinde bu tür maddelerin bulundurulması veya kullanımını "ahlak ve iyi niyet kurallarına aykırılık" sayarak tazminatsız işten çıkarma yolunu açık tutuyor.

Memur Adayları İçin Yeni Değerlendirme Modeli

Henüz tüm kamu kadroları için genel bir zorunluluk getirilmemiş olsa da uzmanlar, stratejik alanlarda sıkılaşan bu denetimlerin yakın gelecekte tüm memur alımları için kalıcı bir standart haline gelebileceğini öngörüyor. Artık adayların sadece KPSS veya mülakatlardaki bilgisi değil, "madde bağımlılığından arınmışlık" hali de bir ehliyet kriteri olarak kabul edilecek. Görünen o ki, Türkiye'de kamuya girişte "güvenli personel" dönemi resmen başlamış durumda.

Sizce memur alımlarında madde tarama testinin zorunlu olması kamu hizmetlerinin kalitesini artırır mı? Özel hayatın gizliliği mi yoksa kamu güvenliği mi daha öncelikli olmalı? Görüşlerinizi yorumlarda paylaşarak tartışmaya katılın!




Orjinal Habere Git
— HABER SONU —